4 Ekim 2016 Salı

2015 İstanbul Vodafone Maratonu


2015 iSTANBUL VODAFONE MARATON RAPORU


Henüz birinci maratonumu bitirdim ve bu konuda pek bilgili sayılmam aksine hatalarımdan ders almaya çalışan biri olarak aşağıdakileri yazıya aldım.

Herşeyden önce şunu belirtmek isterim ki bu hayatımdaki en kapsamlı girişimlerimden biriydi, devamı gelir mi bilmiyorum. Öyle umuyorum.

HAZIRLIK

Ocak ayında kayıt yaptırdım, Temmuz dan itibaren antrenmanlarımı aksatmadan yaptım. TOFD STK sorumlulardan biri olan kardeşim sayesinde "Maraton kardeşliği"nden haberdar oldum ve Fetih Çeliköz ile temasa geçtim.

Whatsapp ile Fetih yavaş yavaş bizi işlemeye ve bilgilerini paylaşmaya başladı.

Hafta sonları Belgrad Fıratpen de uzun antrenmanlara beraber çıkmaya başladık. Fetih yine bilgilerini paylaşmaya başladı ama bu defa yüzyüze ve koşu sırasında olduğundan çok yararını gördüm.

Gitgide maraton kardeşliği grup olarak etkinliğini ve beraberliğini pekiştirdi. Antrenmanlar ve bilgi paylaşımı giderek arttı.

Mart 2015 te koşuya aşil tendinit nedeniyle ara vermiştim ve antrenmalara fizik tedavinin son günlerinde başlamış oldum, dokturumdan gizlice.

Gerektiğinde sabahlari 4 :00 te uyanıp antrenmana gittim.

Bir yıl önce Fıratpen parkurunda 1 turu zor tatmamlarken antrenmanlarda 5-6 tur atıyorduk artık.

KOŞU


Koşu günü sabah 5:30 da uyandım, 9:00 a kadar ulaşım ve hazırlıklar yapıldı ve esas serüven bundan sonraki 4 saat 40 dakikalık sürede gerçekleşti.

Ama benim için yarış 35 km de başladı, devamı aşağıda.

Ulaşım :

E5 ten Altunizade gidişi kapalı olması nedeniyle birçok kişi uzunçayır durağından sonra yürümek zorunda kaldılar. Biz Taksi ile dolanıp Capitol’e sevgili kardeşim Arzu ve eşi Burak ile ulaştık, onların başka görevleri olduğundan onları bırakıp yürümeye koyuldum.

Yetişme telaşında biraz da ısınmış oldum. Hava beklenmedik şekilde güzel ve sıcaktı giydiğim içliğimi çıkartıp kenara koydum. Görevliler bunları topladı, sonra ne oldu bilmiyorum. Benim gibi birçok kişi yol kenarına eşya bıraktı. Umuyorum belediye bunları toplayıp değerlendirmiştir.

Yarış :

Maraton Kardeşliğinden arkadaşlarla ısınmaya başlamadan hemen önce 1 power jel tükettik. 20 dk ısınmamızı yaptık.

Herkes kendi yoldaşını seçti, biz bir süre boyunca aynı hızı tutturagilceğimizi düşündüğümüz 4 kişi beraber yola koyulduk. Emrah, Barış, Bahadır ve ben.

Yarışa yaklaşık 5-6 dk sonra başladık. Aslında daha geç başlamak istiyorduk ama 15 k, 10k ve halk yürüyüşçülerinin de köprüyü arşınladığını fark edince bu selficilerin, pazar muhabbetçilerinin oluşturduğu kuru kalabalığı aşmak zor olur düşüncesiyle hemen koşmaya koyulduk. Burada tenkitim katılımcılardan çok organizasyonda insanları yönlendirmeyen görevlileredir.

Beraber koşmanın yararını deneyimledik, değişmeli takım liderliği yapıp birbirimize destek olduk. Nerede su alacağımızı nerede tempo yapacağımızı nerede yavaşlıyacağımız konusunda hep biribirimizi uyardık.

Köprü geçişi için köprünün Marmara Denizi tarafının en sağından gitmeye çalıştık-hem rüzgardan korunmak için hem de fazla slalom yapmamak için- köprü bitişine kadar önümüzdekileri uyarmak ve yol açmak zorunda kaldık. Biz 4 kişi arka arkaya dizilmiş olarak koştuk. Yol vermeyenlerle tartışmalar yaşadık ve biraz gerildik.

Yıldız a gelirken geçtiğimiz köprülerin altında bağırıp ıslık çalan koşucular oldu tam curcunaydı, eğlenceliydi.

Barbaros tan aşağı inerken hızımızı alamadık 4:10/4:30’u gördük.

İlk 2 su istasyonunu pas geçtik.

7,5 k istasyonunda su aldık.

Ne yaptıysak yavaşlıyamadık. Grup psikolojisi herhalde.

Sonra bir süre 4:00 saat pacer/tavşan koşucunun peşine takıldık.

Bulgar kilisesi ve Balat yolunda ya yetkili yoktu veya uyarıda bulunmuyordu ve halk maratoncuların arasından karşıya geçmeye çalışıyordu. Birçok yerde bana denk gelmesin diye 5-10 metre önceden bağırarak GEÇME diye uyardım. Ve bu bulunduğum mahallenin demografik yapısı ile hiç bir ilgisi yok. Yoldan geçmeye çalışanlar arasında eğitimsiz olduğunu düşünebileceğimiz kişiler de vardı, genç üniversiteli kızlar da vardı (kızlar ben geçerken "ya dur geçme dedi" diye öbürünü kıkırdayarak uyardı)

Sözleşmiştik yarıştan önce 15-25 ve 35 k da jel kullanacaktık. Dolayısıyla 15 k dan 100-150 metre önce jellerimizi açıp tükettik su istasyonunda suyumuzu içtik.

Unkapanındaki 700/800 metrelik yokuş beni biraz korkutmuştu ama biraz frene basarak zorlanmadan geçtik. Bu sırada grubumuz 2 ye bölündü ve Emrah ile yolumuza devam ettik.

İlk 21 km yi kişisel en iyi derecem ile geçtim. İçimde bir umut acaba 4:00 saatın altında bitirebilir miydim ?

Ama gerçekler acıdır ve hesap çarşıya uymadı. Emrah ile 25/28 k arası 6:00 pace’i tutturduk. 25 k da 2 inci jellerimizi tükettik.

Bu defa Emrah koptu gitti.

Artık ben ve yol başbaşa kalmıştık.

30 k da power jel dağıtılıyordu ben kullanmadım çünkü bilmediğim deneyimlemediğim bir ürünün etkisini tahmin edemem ve bu riski göze almadım. Başka istasyonlarda da olsaydı iyi olurdu ve tabi önceden duyurulsaydı.

The WALL ?/Duvar mı?:

Tıngır mıngır giderken 30 k dan sonra ayaklarımda sıkışma hissettim, 31 km de ayaklarım iyice sıkıştı ve durup bağcıklarımı gevşetmem gerekti, herşey burada kötüleşmeye başladı (koşu bittiğinde ayaklarım açığa çıktığında anladım, her iki ayağımın parmaklarında su toplanmış biri kanlanmıştı). Durdum ayakkabıları gevşettim ama çok işime de yaramadı, çünkü sonra yine aynı hisse kapıldım bir daha durup biraz daha gevşeteyim dedim bunu yaparken de biraz esnetme yapmak istedim. çok yanlış karar vermişim. Kramp sağ bacağımı yakaladı bırakmadı, geçmesini beklemek zorunda kaldım, sonra yürüdüm ara ara koşmaya çalıştım. motor hareket etmek istemiyordu ama ben yine de ilerlemeye çalışıyordum. Sanırım Duvar buradaydı. Zor bela 35 K ya kadar geldim yanıma aldığım power içeceklerin yararı mı oldu bilmiyorum biraz hareketlendim. Belki de bedenim artık vazgeçmediğimi anlayıp « yeter be ne yaparsan yap » deyip saldı kendini

Gerçek anlamda 38k da tekrar koşmayı başarabildim. Sonra nasıl olduysa tempomu tekrar yakaladım.

Saray burnunda yetkisiz ve ambülans dışında minibüs geçişi oldu, koşucular isyan etti.

Gülhane girişine geldiğimde Adım Adım dan biri önümdeki hanımefendiye sesleniyordu yürüme koş diye üzerime alındım bana iyi geldi.

Gülhane Sultahmet arası yokuş düşündüğüm kadar zorlayıcı değildi.

Gülhanede kalabalık yerli turistlerin kayıtsızlığı arasından geçip slalom yapmak zorunda kaldım. Ne koşuculara ayrılmış alan ne de görevli vardı.

Gülhane çıkışı daha kalabalık ve iki yanda yetkili olmasına karşın yine karşıya geçilmemesi için bağırmak zorunda kaldım.

Gülhaneden çıkışla beraber bir coşku bir şölen havası vardı burada kesinlikle gaza geliyorsunuz.

Alman Çeşmesi önünde kardeşim, eşi ve Adım Adım grup üyeleri kişisel tezahüratları bana Can suyu gibi geldi. Varışın son 150 metresi çok hızlı ve keyifli geçti benim için.



Varış çizgisi sonrası bir kargaşa ve sıkışıklık vardı, ben hemen sağ taraftaki ilk boşluğa geçtim ve takım arkadaşlarımı buldum, streching yaptım, geleceğe dair sohbet ettik.

Verilen torbada "finisher tshirt" ü yerine İstanbul maratonuna yakıştıramadığım penye tişört ve madalya vardı. 10 k, 15 k veya 42 k arasında hiç bir fark görmemiş organizasyon. madalyon design Özensizliği karşısında pes dedim.

Madalyaya koşulan mesafe yazılmalıydı. Oysa böyle küçük ayrıntılar yarışın uluslararası değerini, bilinirliğini ve katılımı artırır.

İzleyici

İzleyiciler 15 k ya kadar vardı sonra 40 k ya kadar neredeyse kimse yoktu. olanlar da tezahürat yapanlar da çoğunlukla yabancıydı. Birkaç yerde coşkulu yerli tezahüratçılar olsa da çok yerde insana hasret kaldık. Yurtdışında yarış deneyimlemek ve karşılaştırmayı çok istiyorum.

Organizasyon

Su istasyonları fazlaydı buna karşın elma muz azdı, kesme şeker bolca vardı. 30 k dan sonra muz yok veya soyulmuş ve leğene konulmuştu, ilk muzu ancak 40 k da alabildim.

Seyyar wc lerin geçen yıllara göre daha fazla olduğunu okudum ama ben görmedim.

Koşu güvenliği sağlanmamıştı.

İşin Özeti

Başta yazdığım gibi benim yarış esas 35 K dan sonra başladı ve burada tükendiğmi, bırakırsam eve nasıl döneceğimi hesaplarken nasıl olduysa devam etme gücünü buldum. Artık biliyorum ki « KAYBETTİĞİNDE DEĞİL VAZGEÇTİĞİNDE YENİLİRSİN »

Uzun bir yazı oldu ama hem ilk maraton deneyimimi hem de gördüklerimi aktarmak istedim. Eminim birçok kişi de benzer evrelerden geçmiştir (umarım ayaklarında sorun olmamıştır) .

Ama son olarak söylenecek birşey varsa o da ne güzeldi yarışı bitirmek rahatlamak kendini bulmak. Derin bir OOOOOHHHH çekmek. Yukarıdaki zorluklar bir yana ben şu an çok mutluyum.


Adım Adım ailesinin ve özellikle "Maraton kardeşliği" koşunun her aşamasında verdikleri destek muhteşemdi hepsini çok seviyorum.

İlk maraton deneyimimde "kardeşlik" olmasaydı bitirmek çok daha zor olacaktı burası kesin. yanımda benimle aynı duyguları paylaşan aynı antrenmanlarda ter döken arkadaşlar Fetih in son dakikaya kadar verdiği ipuçları benim için altın değerinde iyiki hepinizi tanıdım, iyiki beraber koştuk.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder