25 Ekim 2016 Salı

Kapadokya Ultra Şenliği


SALOMON KAPADOKYA/CAPPADOCIA ULTRA - 60km  RAPORU

 Hep birileri vesile oluyor yeni yarış kayıtlarına bu defa da öyle oldu. Geçen yıl katılan arkadaşlar ve forumlardaki yorumlar kaydımı yaptırmaya ikna etti beni. Zaten iş dolaysıyla bir süre her yıl 2-3 defa gittiğimden bildiğim sevdiğim bir bölge. Kaydımı aslında 30 KM ye yaptırmıştım ama Kaçkar Ultra daki 43KM den sonra kendime bir güven geldi sanırım ve organizasyon şirketine 60KM ye geçiş şartlarını sormak için eposta attım. Geçiş şartı var mıydı bilmiyorum ama kaydımı hemen değiştirmişler ben de bir şey demedim. Madem kaydım değişti biz de koşarız dedik.
Hava açık ve koşmaya müsait. 60KM ve 110KM koşucuları toplamda 600 civarında kişi saat 07:00 de başlamak için alandaydık. KAPADOKYA ULTRA ŞENLİĞİ başlıyor.

Genel raporumu aşağıda bulabilirsiniz, eklemek istedikleriniz, sorularınız, veya merak ettikleriniz varsa yorumlara yazabilirsiniz:

KOŞU

Ürgüp Başlama Çizgisi:

Koşu yokuş ile başladı, sonra Kapadokya da alışageldiğimiz ince kumla kaplı arazilerden geçmeye başladık. Henüz koşucular arasında aralar açılmadığından yan yana arka arkaya bitişik nizam koşuyoruz.

İbrahim Paşa 10,6 KM:

Üstümdeki rüzgarlığı ve eldivenlerimi çıkarttım, muz aldım ve su bidonumu doldurdum. Yola devam ettim.
Uçhisar 26 KM: iki istasyon arasındaki en uzak bölüm toplam 15 KM ama genel olarak keyifli geçti hatta yarışın en keyifli kısmı diyebilirim. Önünüzde arkanızda koşucular tek sıra halinde gidiyoruz yılan gibi kıvrılan patikalardan geçiyor ağaç dallarından sakınıyor ayaklarımızı nereye bastığımıza dikkat ediyoruz çünkü kimi yerde vadinin dibinde suyun açtığı daracık yollara ayak koyuyor veya cephelerden destek alıyoruz. Burada yaklaşık 10 metrelik bir kayadan aşağı inmek için yerleştirilen gergin ipe tutunarak aşağı iniyoruz ama tabi belli bir bekleme sırası oluştu. Ben de beklerken enerjim düşmeden bir jel kullandım, zaten başka da almadım istasyonlarda aldığım gıdalar bana yetti. Önümdekiler acemice ipi her taraflarına dolayarak inerken ben hemen inip arkalarindan dolanıp ipe tutunup yoluma devam ettim. Kısa ama tavanı alçak tünellerden geçtik (neredeyse emkleme durumuna geldim). Daracık yollardan geçip kısa ama dik merdivenlerden aşağı inmeler yani kısacası epey eğlenceli bol aksiyonlu bir parkuru bitirip Göremeye geldik.

Göreme 33,2 KM: 

Sanırım en geniş kapsamlı dinlenme istasyonuydu. Sonradan fark ettim ama gereğinden fazla kaldım yemek ve yine su bidonlarını doldurdum ama yeterince esnetme hareketi yapmadım. İnternet bulunca hem çorba içip hem de sosyal paylaşımda bulundum zaman kaybı! Yola çıktım ve yine eğlenceli geçişleri olan patikalardan geçtik, Vadiden peri bacalarına doğru dik yokuşlardan tırmandık. Batonlar hala çantamda asılı şimdilik onları sonraki etap için saklıyordum. Tepelerde uzun mesafeler boyunca sıra sıra koşucular dizilmiş yolumuza devam ediyoruz. 10 KM lik bu bölümün ortalarında sağ ayak bileğimin hafiften şiştiğini ama esas sorun olarak yine sağ dizimde özellikle inişlerde meydana gelen ağrı hızımı yavaşlattı, birçok koşucunun beni geçmesine neden oldu.

Çavuşin 43,7 KM: 

Çok kısa mesafede dik yokuşlar batonları yanıma almayı haklı çıkardı burada. Çavuşin öncesi yaşadığım diz sorunu burada kendini iyice belli etti ve zirveye vardığımda sol bacak quadriceps te kramp  koşmama direnirken sağ dizim inişlerde sıkıntı yapıyordu. Bu nedenle Çavuşin-Akdağ arasındaki 6,3 Km koşmak yerine yürümek zorunda kaldım. Burada İntersport tan Hocamız Faruk Kar a gayretlerinden ötürü özellikle teşekkür etmek isterim, bitişte kendisiyle karşılaştım ve dediğine göre bu tepedeki büyük bayrağa gelirken konulan işaretlerin bir kısmının toplandığını duyup yolu geri dönüp kenara bırakılan işaretleri bulup yerlerine koymuş. Bu özveri ile yarışı terk etmek zorunda kaldı ama bunu yapmasaydın büyük sorunlar olurdu diye tahmin ediyorum. Bu alanda eğer işaretlere güvenemezseniz hiç olmadık yerlere varır boş yere kilometrelerce yol gidebilirsiniz. Bu nedenle Faruk hocaya her koşucu adına çok teşekkür ederim.
Akdağ a inişte de aynı şekilde diz ağrısı nedeniyle zorlanınca Akdağ a 1:30 saat te varabildim. 

Akdağ dinlenme istasyonu 50 KM:

Yörük çadırı dinleme istasyonunda dizimin toparlanması için fazla beklemeşim ama gerekliydi. Kendime göre hesapladım saat yaklaşık 15:30 yürüyerek devam etsem dahi rahat rahat cutoff (19:30) a girmeyi riske almadan bitirebilirim diye. Kendime gelince hafif yürüyerek devam ettim. Arkamdan da kimse gelmeyince arada koşarak ama genelde yürüdüm. Ve 59 uncu km deki Suunto-Ürgüp deki 110Kmcilere özel hazırlanan dinlenme istasyonunda #MaratonKardesligi 'nden Kaan Araf bana yetişti bol bol sohbet ederek yolumuza devam ettik.

Ürgüp Bitiş: 

Sonunda arkamızdan bir yabancı geldi geçti ama hemen geri geldi işaretlemeleri bulamadığını dönmemiz gerekebileceğini anlattı, söylediği yerlere baktım mantıklı gelmedi. Devam etmemiz gerektiğine karar verdik ve haklı çıktık işaretlerden biri uçmuş olmalı oysa genel anlamda işaretlemeler oldukça fazlaydı dikkatiniz dağılıp yola bakmadığınızda ancak yanlış yola sapabilirdiniz. Yolun karşısına polis amcalar refakat etti ve hemen köşede 110 Km cilere başka yol gösterdiler bana ise son 700 metre diye uyardılar. O an dünyalar benim olmuştu, Neredeyse 2 saattir yürümüşken birden kanatlandım ve yokuş aşağı kaptırmışım kendimi pace 4:35 lere kadar geldi:) 

KOŞU KAYDI AYRINTILARI

Garmin Koşu Kaydı


ZAMANLAMA NOKTASIHIZSIRAGÜNÜN ZAMANIYARIŞ ZAMANI
Urgup  1079m- km/h-Cts. 07:0000:00:00
Ibrahimpasa 1240m8,73 km/h87Cts. 08:1401:14:06
Uchisar Forum Kapadokya 1330m7,34 km/h99Cts. 10:2403:24:25
Goreme Kutup Ayisi 1062m6,93 km/h97Cts. 11:3104:30:57
Cavusin 1043m4,97 km/h122Cts. 13:4006:40:02
Akdag 1308m2,92 km/h129Cts. 15:22 / Cts. 15:3408:22:14
Finish 1079m7,10 km/h142Cts. 17:0510:04:48


KULLANDIĞIM MALZEME LİSTESİ

Koşu fuarından yakklaşık 300 mt ötesinde bulunan toplantı salonunda kitler dağıtılıyordu. Kullanacağım tüm malzemeleri yanıma aldım isim kontrolünden sonra tek tek zorunlu malzeme kontrolü yapıldıktan sonra kit verildi. 
Koşu kiti tshirt, göğüs no (zaman çipli) tanıtıcı broşürler, drop bag çantaya iliştirilmek üzere hazırlanan ikinci bir zaman çipi ve kolumuza uygulamak üzere eğim haritası ve dinlenme istasyonların işaretlendiği geçici dövme vardı.
NewBalance ayakkabı
Çorap-Çantaya bir yedek
Baldır için Compressport
Kalenji şort
Kalenji İçlik-
İntersport Tshirt-Çantaya yedek Tshirt
Baf-Bere-Eldiven
Acil durum battaniyesi
Nike katlanabilir ince rüzgarlık/yağmurluk
Leki teleskobik baton
Raidlight 8lt lik sırt çantası, üstünde düdük mevcut- ceplerinde 4 adet Power Gel-Tuz kapsülü-Kuru Üzüm, Kuru Kayısı, Badem ve ceviz
Çantada ayrıca 2 adet su bidonu - kafa feneri - kablo ve şarj aleti. Son olarak da telefonum.

ORGANIZASYON

Argeus


Tüm organizasyon Argeus tarafından düzenlendi, havalimanından karşılama ve otellere birakma harika bir şekilde yerine getirildi. Dönüş için de aynı şekilde çok profesyonel buldum organizasyonu. Koşu bittikten sonra dinlenme ve yemekten sonra teyid amaçlı aradım akşam saat 20:00 yi geçiyor hemen ilgili bir kişi (sanırım Ahmet bey) yanıt verdi benden kaynaklanan çift rezervasyona karşın hemen değişiklikleri işledi ve sabah için transfer saatimi bildirdi. Öyle ki sabah kahvaltıda başka bir koşucu ile konuşurken kendisi de İstanbul a erken dönmek istedi yine Argeus u arayarak 30 dakika sonra hareket edecek minibüse yerleştirdi.

Elvan Otel


Otel vasattı, Oda gerektiği kadardı, yani küçük oda 2 yatak, TV, ve tuvalet/banyo.
Otelin iyi yanları akşam saat 18:00 den sonra kalorifer yanıyordu oda sıcaktı, sıcak duş alabildik ve en önemli özelliği yarış alanına 200 mt mesafede olmasıydı.
Koşu sabahı saat 05:30 dan itibaren kahvaltı vermeye başladılar, Kahvaltıda eksik yoktu. Ama yine de söylemem gerek ki özel bir dokunuş ya da bir katma değer yoktu hizmette. Çay, ekmek, peynir çeşitleri, zeytin, salam, küçük paketlerde tereyağ, bal, reçel ve yumurta.


Foto: Turker Uslu

Başlangıç

Otelin başlangıç noktasına yakınlığı nedeniyle DropBag hazırlama gereği duymadık. Bu nedenle başlangıçtaki organizasyon hakkında yorumda bulunamayacağım. Kahvaltıdan sonra saat 6:45 gibi otelden çıktık topluca. Başlangıç çizgisi çok kalabalık büyük heyecan vardı, ortam çok güzeldi hava koşmaya müsait açık bir gökyüzü ve hafif serin bir ortamda başladık koşmaya. 

İstasyonlar



İstasyonlarda ilgili, güleryüzlü gönüllü arkadaşlar her türlü isteğimizi olanaklar dahilinde hemen yerine getirdiler. Hepsine çok teşekkür ederim onlar olmasa bu yarışlar çok zor geçer.
Her istasyon sanki özel olarak kurulmuş yemekhane gibiydi, sürekli bir hareket sular dolduruluyor, muzlar, mandalinalar dilimleniyor, kekler, peynirler diziliyor çaylar tazeleniyor daha sayamadığım çeşitler vardı.

Bitiş


Bitişte arkadaşları görmek, madalya ya kavuşmak ve her koşuyu tamamlayana sponsorların verdiği Finisher Poları çok güzeldi. Yemek alanında fazla yiyecek kalmamıştı, olanlarla idare ettim ama köfte varmış efsane mi gerçek mi bilemedim:( Masaj çadırı çok kalabalıktı sıraya girmedim. Makarnamı ve ünlü bir markanın dondurmasını yerken arkadaşlarla sohbet ettik. Son bir fotoğraf çektirip duşumu almak için otele döndüm.

Sonuçlar:

http://utcappadocia.livetrail.net/


FOTO/VIDEO

Bitiş fotoğrafı için İnci Damla ya teşekkür ederim. 


Kayseri Havalimanına iniş.

 
Ürgüp-İbrahimPaşa arası bir yer?
Çavuşin istasyonundan hemen sonra çıktığımz tepe. 


 Bitiş çizgisinde beni karşılayan İnci Damlanın objektifinden.
 

4 Ekim 2016 Salı

2015 İstanbul Vodafone Maratonu


2015 iSTANBUL VODAFONE MARATON RAPORU


Henüz birinci maratonumu bitirdim ve bu konuda pek bilgili sayılmam aksine hatalarımdan ders almaya çalışan biri olarak aşağıdakileri yazıya aldım.

Herşeyden önce şunu belirtmek isterim ki bu hayatımdaki en kapsamlı girişimlerimden biriydi, devamı gelir mi bilmiyorum. Öyle umuyorum.

HAZIRLIK

Ocak ayında kayıt yaptırdım, Temmuz dan itibaren antrenmanlarımı aksatmadan yaptım. TOFD STK sorumlulardan biri olan kardeşim sayesinde "Maraton kardeşliği"nden haberdar oldum ve Fetih Çeliköz ile temasa geçtim.

Whatsapp ile Fetih yavaş yavaş bizi işlemeye ve bilgilerini paylaşmaya başladı.

Hafta sonları Belgrad Fıratpen de uzun antrenmanlara beraber çıkmaya başladık. Fetih yine bilgilerini paylaşmaya başladı ama bu defa yüzyüze ve koşu sırasında olduğundan çok yararını gördüm.

Gitgide maraton kardeşliği grup olarak etkinliğini ve beraberliğini pekiştirdi. Antrenmanlar ve bilgi paylaşımı giderek arttı.

Mart 2015 te koşuya aşil tendinit nedeniyle ara vermiştim ve antrenmalara fizik tedavinin son günlerinde başlamış oldum, dokturumdan gizlice.

Gerektiğinde sabahlari 4 :00 te uyanıp antrenmana gittim.

Bir yıl önce Fıratpen parkurunda 1 turu zor tatmamlarken antrenmanlarda 5-6 tur atıyorduk artık.

KOŞU


Koşu günü sabah 5:30 da uyandım, 9:00 a kadar ulaşım ve hazırlıklar yapıldı ve esas serüven bundan sonraki 4 saat 40 dakikalık sürede gerçekleşti.

Ama benim için yarış 35 km de başladı, devamı aşağıda.

Ulaşım :

E5 ten Altunizade gidişi kapalı olması nedeniyle birçok kişi uzunçayır durağından sonra yürümek zorunda kaldılar. Biz Taksi ile dolanıp Capitol’e sevgili kardeşim Arzu ve eşi Burak ile ulaştık, onların başka görevleri olduğundan onları bırakıp yürümeye koyuldum.

Yetişme telaşında biraz da ısınmış oldum. Hava beklenmedik şekilde güzel ve sıcaktı giydiğim içliğimi çıkartıp kenara koydum. Görevliler bunları topladı, sonra ne oldu bilmiyorum. Benim gibi birçok kişi yol kenarına eşya bıraktı. Umuyorum belediye bunları toplayıp değerlendirmiştir.

Yarış :

Maraton Kardeşliğinden arkadaşlarla ısınmaya başlamadan hemen önce 1 power jel tükettik. 20 dk ısınmamızı yaptık.

Herkes kendi yoldaşını seçti, biz bir süre boyunca aynı hızı tutturagilceğimizi düşündüğümüz 4 kişi beraber yola koyulduk. Emrah, Barış, Bahadır ve ben.

Yarışa yaklaşık 5-6 dk sonra başladık. Aslında daha geç başlamak istiyorduk ama 15 k, 10k ve halk yürüyüşçülerinin de köprüyü arşınladığını fark edince bu selficilerin, pazar muhabbetçilerinin oluşturduğu kuru kalabalığı aşmak zor olur düşüncesiyle hemen koşmaya koyulduk. Burada tenkitim katılımcılardan çok organizasyonda insanları yönlendirmeyen görevlileredir.

Beraber koşmanın yararını deneyimledik, değişmeli takım liderliği yapıp birbirimize destek olduk. Nerede su alacağımızı nerede tempo yapacağımızı nerede yavaşlıyacağımız konusunda hep biribirimizi uyardık.

Köprü geçişi için köprünün Marmara Denizi tarafının en sağından gitmeye çalıştık-hem rüzgardan korunmak için hem de fazla slalom yapmamak için- köprü bitişine kadar önümüzdekileri uyarmak ve yol açmak zorunda kaldık. Biz 4 kişi arka arkaya dizilmiş olarak koştuk. Yol vermeyenlerle tartışmalar yaşadık ve biraz gerildik.

Yıldız a gelirken geçtiğimiz köprülerin altında bağırıp ıslık çalan koşucular oldu tam curcunaydı, eğlenceliydi.

Barbaros tan aşağı inerken hızımızı alamadık 4:10/4:30’u gördük.

İlk 2 su istasyonunu pas geçtik.

7,5 k istasyonunda su aldık.

Ne yaptıysak yavaşlıyamadık. Grup psikolojisi herhalde.

Sonra bir süre 4:00 saat pacer/tavşan koşucunun peşine takıldık.

Bulgar kilisesi ve Balat yolunda ya yetkili yoktu veya uyarıda bulunmuyordu ve halk maratoncuların arasından karşıya geçmeye çalışıyordu. Birçok yerde bana denk gelmesin diye 5-10 metre önceden bağırarak GEÇME diye uyardım. Ve bu bulunduğum mahallenin demografik yapısı ile hiç bir ilgisi yok. Yoldan geçmeye çalışanlar arasında eğitimsiz olduğunu düşünebileceğimiz kişiler de vardı, genç üniversiteli kızlar da vardı (kızlar ben geçerken "ya dur geçme dedi" diye öbürünü kıkırdayarak uyardı)

Sözleşmiştik yarıştan önce 15-25 ve 35 k da jel kullanacaktık. Dolayısıyla 15 k dan 100-150 metre önce jellerimizi açıp tükettik su istasyonunda suyumuzu içtik.

Unkapanındaki 700/800 metrelik yokuş beni biraz korkutmuştu ama biraz frene basarak zorlanmadan geçtik. Bu sırada grubumuz 2 ye bölündü ve Emrah ile yolumuza devam ettik.

İlk 21 km yi kişisel en iyi derecem ile geçtim. İçimde bir umut acaba 4:00 saatın altında bitirebilir miydim ?

Ama gerçekler acıdır ve hesap çarşıya uymadı. Emrah ile 25/28 k arası 6:00 pace’i tutturduk. 25 k da 2 inci jellerimizi tükettik.

Bu defa Emrah koptu gitti.

Artık ben ve yol başbaşa kalmıştık.

30 k da power jel dağıtılıyordu ben kullanmadım çünkü bilmediğim deneyimlemediğim bir ürünün etkisini tahmin edemem ve bu riski göze almadım. Başka istasyonlarda da olsaydı iyi olurdu ve tabi önceden duyurulsaydı.

The WALL ?/Duvar mı?:

Tıngır mıngır giderken 30 k dan sonra ayaklarımda sıkışma hissettim, 31 km de ayaklarım iyice sıkıştı ve durup bağcıklarımı gevşetmem gerekti, herşey burada kötüleşmeye başladı (koşu bittiğinde ayaklarım açığa çıktığında anladım, her iki ayağımın parmaklarında su toplanmış biri kanlanmıştı). Durdum ayakkabıları gevşettim ama çok işime de yaramadı, çünkü sonra yine aynı hisse kapıldım bir daha durup biraz daha gevşeteyim dedim bunu yaparken de biraz esnetme yapmak istedim. çok yanlış karar vermişim. Kramp sağ bacağımı yakaladı bırakmadı, geçmesini beklemek zorunda kaldım, sonra yürüdüm ara ara koşmaya çalıştım. motor hareket etmek istemiyordu ama ben yine de ilerlemeye çalışıyordum. Sanırım Duvar buradaydı. Zor bela 35 K ya kadar geldim yanıma aldığım power içeceklerin yararı mı oldu bilmiyorum biraz hareketlendim. Belki de bedenim artık vazgeçmediğimi anlayıp « yeter be ne yaparsan yap » deyip saldı kendini

Gerçek anlamda 38k da tekrar koşmayı başarabildim. Sonra nasıl olduysa tempomu tekrar yakaladım.

Saray burnunda yetkisiz ve ambülans dışında minibüs geçişi oldu, koşucular isyan etti.

Gülhane girişine geldiğimde Adım Adım dan biri önümdeki hanımefendiye sesleniyordu yürüme koş diye üzerime alındım bana iyi geldi.

Gülhane Sultahmet arası yokuş düşündüğüm kadar zorlayıcı değildi.

Gülhanede kalabalık yerli turistlerin kayıtsızlığı arasından geçip slalom yapmak zorunda kaldım. Ne koşuculara ayrılmış alan ne de görevli vardı.

Gülhane çıkışı daha kalabalık ve iki yanda yetkili olmasına karşın yine karşıya geçilmemesi için bağırmak zorunda kaldım.

Gülhaneden çıkışla beraber bir coşku bir şölen havası vardı burada kesinlikle gaza geliyorsunuz.

Alman Çeşmesi önünde kardeşim, eşi ve Adım Adım grup üyeleri kişisel tezahüratları bana Can suyu gibi geldi. Varışın son 150 metresi çok hızlı ve keyifli geçti benim için.



Varış çizgisi sonrası bir kargaşa ve sıkışıklık vardı, ben hemen sağ taraftaki ilk boşluğa geçtim ve takım arkadaşlarımı buldum, streching yaptım, geleceğe dair sohbet ettik.

Verilen torbada "finisher tshirt" ü yerine İstanbul maratonuna yakıştıramadığım penye tişört ve madalya vardı. 10 k, 15 k veya 42 k arasında hiç bir fark görmemiş organizasyon. madalyon design Özensizliği karşısında pes dedim.

Madalyaya koşulan mesafe yazılmalıydı. Oysa böyle küçük ayrıntılar yarışın uluslararası değerini, bilinirliğini ve katılımı artırır.

İzleyici

İzleyiciler 15 k ya kadar vardı sonra 40 k ya kadar neredeyse kimse yoktu. olanlar da tezahürat yapanlar da çoğunlukla yabancıydı. Birkaç yerde coşkulu yerli tezahüratçılar olsa da çok yerde insana hasret kaldık. Yurtdışında yarış deneyimlemek ve karşılaştırmayı çok istiyorum.

Organizasyon

Su istasyonları fazlaydı buna karşın elma muz azdı, kesme şeker bolca vardı. 30 k dan sonra muz yok veya soyulmuş ve leğene konulmuştu, ilk muzu ancak 40 k da alabildim.

Seyyar wc lerin geçen yıllara göre daha fazla olduğunu okudum ama ben görmedim.

Koşu güvenliği sağlanmamıştı.

İşin Özeti

Başta yazdığım gibi benim yarış esas 35 K dan sonra başladı ve burada tükendiğmi, bırakırsam eve nasıl döneceğimi hesaplarken nasıl olduysa devam etme gücünü buldum. Artık biliyorum ki « KAYBETTİĞİNDE DEĞİL VAZGEÇTİĞİNDE YENİLİRSİN »

Uzun bir yazı oldu ama hem ilk maraton deneyimimi hem de gördüklerimi aktarmak istedim. Eminim birçok kişi de benzer evrelerden geçmiştir (umarım ayaklarında sorun olmamıştır) .

Ama son olarak söylenecek birşey varsa o da ne güzeldi yarışı bitirmek rahatlamak kendini bulmak. Derin bir OOOOOHHHH çekmek. Yukarıdaki zorluklar bir yana ben şu an çok mutluyum.


Adım Adım ailesinin ve özellikle "Maraton kardeşliği" koşunun her aşamasında verdikleri destek muhteşemdi hepsini çok seviyorum.

İlk maraton deneyimimde "kardeşlik" olmasaydı bitirmek çok daha zor olacaktı burası kesin. yanımda benimle aynı duyguları paylaşan aynı antrenmanlarda ter döken arkadaşlar Fetih in son dakikaya kadar verdiği ipuçları benim için altın değerinde iyiki hepinizi tanıdım, iyiki beraber koştuk.



Koşu Serüveni KAÇKAR ULTRA 2016


KAÇKAR ULTRA - DAĞ MARATON RAPORU

2015 yılında hakkında çok olumlu şeyler duyduğum Kaçkar Ultra ya tam olarak kendimi hazır hissetmesem de bir hevesle kayıtlar açılır açılmaz gereken işlemleri yaptım ve hazırlık aşamalarını takvimime ekledim. Yavaş ama emin adımlarla hazırlıklarıma, koşu antrenmanları, malzeme temini denemeleri ve gereken belgeleri hazırladım. Heyecanım doruktaydı açıkçası ve beklediğimin karşılığını aldım. 2015 yılında yalnızca 43KM koşusu varken bu yıl 13/43/65 KM vardı. Ben temkinli olarak 43KM de karar kılmıştım. Ne de olsa ilk ciddi dağ maratonum. Son hafta meteorolijiden gelen haberlere göre sanırım Organizasyon uzun parkurların güzergahlarını değiştirdi ve yükseklik kazanımları doğal olarak etkilendi. Neticede 43KM mesafesi içinde ilk 30 KM de 2000 mt yükseklik kazanım son 10KM de ise azap verici inişle bitti. Hava muhalefeti nedeniyle doğru malzeme kullanan ve çantadaki yedekler çok önemliydi.65 KM de çok sorun yaşayan ve birçok kişinin yarışı terk ettiğini biliyorum, ama duyduklarımı anlatmak yerine yaşadıklarımı aktaracağım. Ama tek cümle söylemek gerekirse şimdiye kadar katıldığım en uzun ve zevkli koşulardan biriydi. Organizasyon çok başarılıydı, gönüllüler güler yüzlü ve ilgiliydi. Önümüzdeki yıl koşu takvimimde bu tarihler müsait olursa mutlaka tekrar katılmayı düşünüyorum. Ama henüz katılmayanlar için mutlaka deneyimlemek gereken muhteşem bir doğada bir koşu serüveni KAÇKAR ULTRA.
Genel raporumu aşağıda bulabilirsiniz:

KOŞU

--Sabah 5:30 gibi başladık, hava soğuk hafif yağmur var. Güzel manzaralar eşliğinde kafa fenerleri açık şekilde hafif tempoda koşarak ısındık 1km yi tamamladık. Kafa fenerine daha fazla ihtiyacımız olmadı kapattım. Bahadır Cavcar ile karşılaştım ve onunla 3ünçü (CP) istasyona (24KM) kadar beraber devam ettik. bir süre koş yürü koş yaptık eski bölge rehberi Kadır bey ile tanıştık hoş sohbet ettik.
--Zilkaleye kadar gümbür gümbür akan derenin yanından geçiyoruz. Kadır beyi burada kaybettik. İkinci CP (12KM) Zilkalede su ikmali yapıldı. Yolumuza yine koş yürü koş şeklinde devam ettik. 
Geçtiğimiz yolda büyük su birikintileri vardı bu nedenle birçok (en az 6-7) noktada bileklere kadar suya girdik, İlk defa zorlu bir parkurda denediğim NB trail ayakkabilarım çok iyi suyu tahliye ettiler. Bu sırada yokuşlar kendini hissettirmeye başladı. 
--Yarışın başında uzakta gördüğümüz karlı tepelerin çok da uzak olmadığını anladık, yol kenarında kar birikimlerini görmeye başladık. 22KM 1650 mt civarındaydı sanırım bir tane daha su birikintisi gördüm bu en az 10 metre uzunlukta ve buradan geçeceğiz diye endişelendim ama öndeki arkadaşların uyarısıyla sola 180 derece bir çıkışa girmemiz gerektiğini anladık. 
Koşuya dalan birisi bunu kaçırabilirdi ki birkaç kişinin bu noktada boşuna 1-2 km yaptığını duydum. Daha belirgin işaretler konulmalıydı. Katıldığım yarış aslında 43KM iken son hafta açıklanan hava durumu nedeniyle organizasyon parkurları değiştirdi. Dolaysıyla CP lerde değişti ama ben 24KM de dinlenme alanı beklerken,  dik yokuş, kayalıklı, kocaman gövdeli kar/buz karışımı ile kaplı yıkılmış ağaçların üstünden,  sert yamaçlardan geçerken hep bir sonraki köşede dinlenebileceğim beklentisi ve bunun gerçekleşmemesi motivasyonumu biraz düşürdü. 
Organizasyonun önerisiyle baton bulundurdum ama birkaç geçiş dışında çok ihtiyacım olmadı aksine bana zarar verdi. Özellikle bu zorlu parkur sırasında batonu tutmaktan donan ellerim bana acı vermeye başlamıştı.
--Sonunda 1950 mt, 24KM deki CP ye ulaştım karla kaplı en fazla 10 kulubenin bulunduğu bölgede Organizasyondan yine 2 kişi, Muhtar ve birkaç köylü hanım yardım ettiler. Sürekli yeni çay yapıyor yetiştiriyorlardı, ateşi canlı tutuyorlardı. Burada 65 KM koşacaklar ile zirveye devam etmek için başka yola girdiler. Benim ellerim üşümekten uyuştuğu için çay içmeden gitmek istemedim, Bahadırı ile yollarımız burada ayrıldı. Yeni çay gelinceye kadar ben de ateşin yanına geçtim ara ara ikramlardan aldım, batonumu katlayıp çantama astım yedek eldivenlerimi aldım. Kendime geldiğimde burada yaklaşık 20dk kaybetmişim. İlk 1 Km boyunca içim titredi demek ki bu yükseklikte fazla hareketsiz kalmamalı, koşunca geçti.
--Köyden ayrılırken ve buzlanma nedeniyle yokuş aşağı taşlı yol biraz tehlikeliydi ama bir  sonraki CP ye kadar hafif iniş çıkışlarla 2026 Mt ye kadar çıktık her yer beyaz kar yağmaya devam ediyordu bir süre hatta tipiye döner gibiydi. Sağ ayak bileğimde biraz şişme hissettim ama çok üzerine düşmedim. O da kendini unutturdu. 
--Yolda bira araç vardı tam geçerken bana göğüs noyu okumak için seslendiler, 33KM dinlenme istasyonuna varmışım onlar olduğunu anlamamıştım. Kurulu bir düzen yoktu aracın arkasında çeşitli tuzlu ve tatlı gıda meyve ve su vardı çay yoktu ya da vardı da ben görmedim. Kısa sürede buradan da ayrıldım ve müjdeyi patlattılar son 12KM kalmış.
--12KM sorun değildi bunun çoğu dik yokuşlarla kayalarla bezenmiş 1600 MT lik iniş olması kötüydü. 6:00 pace ortalama ile indim daha fazla yapamadım çünkü dizlere vurmaya başladı sağ dizim sıkıntı yapınca yer yer yürümek zorunda kaldım. Bir ara organizasyondan olduğunu tahmin ettiğim bir araç gördüm el salladık birbirimize ama sonradan anlayacaktım ki tepede tipi nedeniyle mahsur kalan arkadaşları kurtarma ekibiymiş. Son kısımlarda (son 4KM?) birkaç kişi gördüm desteklediler, amcalar teyzeler kadınlar ve çocukları. Hepsi alkışlıyor destekliyordu son 2,5 kaldı haydi bitti diyerek motive ettiler. İnişte diz ağrısı nedeniyle manzaranın tadını çıkaramadım ama yer yer karşı tepelerdeki evleri, "Kendini Koruyan Köy" ün yanından geçmek muhteşemdi. En sonunda bir fotoğrafçı gördüm teşekkür edip kalan mesafeyi sordum "köşeyi dönünce bitiyor abi" demesi içime su serpti doğrusu.
--Son bir gayretle sprint attım, varışta ziller, müzik, fotoğraf çekimi, madalya takılması rüzgar gibi geçti.


Bu arada tüm gönüllülere ayrıca teşekkür etmek isterim hepsi pırlanta gibi, koşucuların işini kolaylaştırmak için herşeyi yapıyorlardı. neredeyse elleriyle bizi besleyeceklerdi.  Ayrıca hepsi de güler yüzlüydü.
Alper Dalkılıç, Elena Polyakova ve organizasyondaki herkese gerçekleştirdikleri bu muazzam etkinlik için tekrar teşekkür ederim.

KOŞU KAYDI AYRINTILARI


KULLANDIĞIM MALZEME LİSTESİ

Oteller bölgesine varır varmaz Natura otelde kit dağıtımına gittik, kitte özellikle verilen Karspor battal boy dropbag lere sevindim çok işe yaradı, hemen malzeme kontrolü yapıldı ve titiz bir şekilde tek tek istenenler kontrol edilmiştir.
NewBalance ayakkabı
Çorap-Çantaya bir yedek
Baldır için Compressport
Nike Tayt-Çantaya bir yedek
Asics İçlik-Çantaya bir yedek
AdımAdım Tshirt-Çantaya yedek Tshirt
Baf-Bere-Eldiven
Acil durum battaniyesi
Nike Yağmurluk
Leki teleskobik baton
Raidlight 8lt lik sırt çantası, üstünde düdük mevcut- ceplerinde 4 adet Power Gel-Tuz-Kuru Üzüm, Kuru Kayısı, Badem ve biraz Parmesan Peynir
Çantada ayrıca 2 adet su bidonu - kafa feneri - kablo ve şarj aleti. Son olarak da telefonum.

ORGANIZASYON

Transfer - TamZara Tur-ŞamataTur

Cuma öğlen uçağıyla vardık Trabzona, Gün öncesinden mesajla bildirilen servis şoförünü aradık hazırdı ama tabi aynı saatlere denk gelen diğer uçak seferlerindeki koşucuları bekledik. Sorunsuz Otellerimize bizi ulaştırdı.
Cevdet bey ve ekibi harikaydı.

Otel


Otel beklentilerimin oldukça üstündeydi - Aybastı hayal kırıklığından sonra:) - Zafran otel bir aile işletmesi. Ulaşımı biraz sıkıntılıydı özellikle yağmur nedeniyle çimenler çamurla karışık oldu çimenlerden otele varmak zorluydu. İçeri galoşla giriyorsunuz sorumlu gördüğüm Ercan bey çok ilgiliydi herkese heryere yetişiyordu. Hatta başka otelde kalan ve aç kalan arkadaşımıza bile akşamları yemek verdi. Odalar gerektiği kadardı 3 yıldızlı otel tadında TV, Uydu, banyosu, sıcak suyu vardı ve odalar sıcaktı. Koşu sabahı saat 03:00 ten itibaren kahvaltı vermeye başladılar, Kahvaltıda hiç eksik yoktu. Akşam yemekleri Çorba, ana yemek (1gün tavuk 2 gün balık) ve tatlı vardı.

Başlangıç

Cinciva Kafe sıcak bir ortam sundu bizlere, bir görevli dropbag leri aldı ve istifledi. Arkadaşlarla sohbet son hazırlıklar derken başlangıç zili yağmur altında çaldı.

İstasyonlar: 


  1. 5,5 KM - Zilkale 700 mt
  2. 12 KM -Palovit Şelalesi 900 mt: ikramlar çok iyiydi, güler yüzlü arkadaşlar tuzlu tatlı meyve çikolata herşey vardı. 
  3. 24 KM  Hazindak Yaylası : Çay vardı ve genel olarak ikramlar çeşit azdı ama yeterliydi . Muhtar ve vatandaşlar çay yapıp ateş yakmışlardı.
  4. 33 KM - Pokut Yaylası 2000 mt :de sıcak çorba veya çay beklentisi yüksekti.

Bitiş

Bitişte henüz hiç birşeyin farkına varmadan madalyam, anı fotoğrafın hazırdı. İçecek alırken dropbagimi sordum ki bir görevli elime tutuşturdu bile. Bize ayrılan bir odada başka koşucularla temiz kuru yedek giysilerimizi giyebildim. Tekrar kafeyi gidip arkadaşlarla sohbet ederken yemek geldi, bulgur pilavı ve sulu yoğurt. Kafe sıcak olduğundan çok rahat ettim ve gereğinden fazla kaldım sanki. Burada 2 büyük eksikliği yazacağım birincisi bu alanda hiç bir şekilde telefonlar çekmiyordu. Belki Operatörlerle konuşup gezici istasyon istenebilirdi. Neyse ki Kafenin wifi'si vardı buradan biraz yararlandık ama tabi onlarca koşucu aynı aynda işlem yapmaya çalışınca yoğunluk oldu. İkincisi ise benimle birlikte oteller bölgesine gitmek isteyen koşucular servis beklemeye başladık, yetkili birine sordum eli kulağında gelecek dedi. Ama sanırım en az 45 dk bekledik. 

Transfer/Otel

Bir önceki başlıkta yazdığım üzere uzun süre bitiş alanında bekletilmek iyi olmadı. Herkes hazır olduğunda oteller bölgesine dönüp sıcak duşunu alıp dinlenmek ister. Neyseki etraftaki esnafların hoş sohbetleri vardı. 45 dk servisi bekledikten sonra Cinciva Ayder arası 25-30 dk yolculuk bitmek bilmedi.

FOTO

Fotolar için Bahadır Cavcav a teşekkürler...